Şiir Tutkunuyum

Şiir Tutkunuyum Diyorsanız Buyrun Doğru Adrestesiniz..
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Cumhuriyet Döneminde Türk Okçuluğu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sümeyra Aydın
Site Kurucusu
avatar

Mesaj Sayısı : 185
Kayıt tarihi : 26/04/08
Nerden : Gebze - Kocaeli

MesajKonu: Cumhuriyet Döneminde Türk Okçuluğu   Paz Mayıs 11, 2008 7:36 pm

Cumhuriyet Döneminde Türk Okçuluğu

1923-1937 yılları arasında, eski Türk okçularının ailelerinden gelen üç beş kişi, aralarına hevesli gençleri de alarak İstanbul’un çeşitli semtlerinde ok atışları yaptılar. Ve bu sporu yürütmeye çalıştılar. Türk okçuluk tarihinin efsanevi ismi Tozkoparan’ın ikinci kuşak İbrahim ve Bekir Özok ile türk okçuluğuna ilk kitabı armağan eden Mustafa Kani’nin torunu Vakkas Okatan, bu spora yakın ilgi duyan Prof. Necmettin Okyay, Hafız Kemal Gürses ve yine o devrin Beyoğlu Vakıflar Müdür ve Milli Sporlar Federasyonu Başkanı Baki Kunter’in girişimleri sonucu kurulan “Okspor Kurumu” adındaki kulüp, Cumhuriyet Dönemimizin ilk ciddi atılımı oldu. İstanbul Beyoğlu Halkevi’nde Ulu Önder ******’ün direktifleri ile ve milli sporumuz okçuluğun canlandırılması amacıyla 1937 yılında kurulan bu kulüp ******’ün ölümünden sonra himayesiz kaldı ve dağıldı. İlk bayan okçumuz Betür Diker’ dir.

1931 yılında Uluslar arası Okçuluk Federasyonu (FITA) kuruldu. Türkiye 1955 yılında 16. üye olarak katıldı. Tüm dünyada okçuluk sporunun gelişimi için oldukça disipline bir çalışma içinde bulunan FITA’nın bugün 80’e yakın üye kuruluşu bulunmaktadır. Kore,Rusya, İtalya, Japonya gibi büyük rekortmen sporculara sahip ülkeler bizden çok sonra bu kuruluşa üye oldular.

Cumhuriyet dönemimizde okçuluğun yok olmaya yüz tuttuğu yaklaşık 15 yıllık bir süreyi takiben, eski okçulardan Bahir Özok’un oğlu Fazıl Özok 1953 yılında devrin cumhurbaşkanı Celal Bayar ile temas sağlayarak, desteğini aldı ve okçuluk sporu o yıllarda, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü bünyesine alınarak Atıcılık Federasyonu’na bağlandı. 8 Mart 1961 tarihinde ise, Atıcılık Federasyonu’ndan ayrılarak bağımsız bir federasyon haline geldi.

1923 yılında TİCİ bünyesinde kurulmuş olan Okçuluk Federasyonu, 1962’den sonra faaliyetlerini bağımsız bir federasyon olarak sürdürmeye başlamış ve ilk federasyon başkanlığına Fazıl Özok Getirilmiştir. Paris’te yapılan 1962 Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda, Yücel Cavkaytar, gençler kategorisinde şampiyon olarak uluslar arası alanda önemli bir başarı elde etmiştir. Aynı şampiyonada Cemal Değirmenciler de büyükler uzun mesafe atışında Avrupa Şampiyonu olmuştur.

1982 yılında Okçuluk Federasyonu kapatılarak atıcılık federasyonuna bağlanmış, ancak 1983 yılında yeniden kurularak başkanlığına, Dr. Uğur Erdener getirilmiştir. Aynı yıl İzmir’de ilk kez organize edilen Balkan Şampiyonası’nda okçularımız, bayanlar ve erkeklerde ikinci olma başarısını göstermişlerdir. 1985’te Atina’da yapılan Balkan Okçuluk Şampiyonası’nda Türk bayan takımı Balkan Şampiyonluğu’nu kazanırken, Elif Ekşi 50 m atışlarında Balkan rekoru kırmıştır. Elif Ekşi’nin başarıları 1986 yılında İspanya ve Kanada’da sürmüştür.

1990 yılında Okçuluk Bayan Milli Takımımız Barselona’da Avrupa 3. sü, 1991’de ise Zehra Öktem Kravkov’da Dünya 3.sü olmuştur. 1991’in Aralık ayında sisteme uygun olarak ilk kez İzmir’de Türkiye Salon Okçuluk Şampiyonası düzenlenmiş, 1992 Barselona Olimpiyat Oyunları’nda Bayan Milli Takımımız 6. lığı elde etmiştir. 1993’ün Eylül ayında Dünya Okçuluk Şampiyonası 54 ülkenin katılımıyla Türkiye’de ilk kez Antalya’da organize edilmiştir, Akdeniz Oyunları’nda Necla Babaş, Elif Ekşi ve Natalia Nasaridze’den kurulu bayan takımımız gümüş madalya kazanmıştır. 1994’de Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda Elif Altınkaynak, Elif Ekşi, Zehra Öktem’den oluşan Bayan Milli Takımı, ilk turda 246 puanla Avrupa Rekorunu da kırarak takım halinde üçüncü olmuş ve bronz madalya elde etmiştir. Aynı yıl Atina’da Balkan Şampiyonası’nda sporcularımız, 6 altın 4 gümüş 2 bronz madalya almış ve tüm kategorilerde Balkan şampiyonu olmuştur. 1995 yılında İngiltere’nin Birmingham kentinde yapılan Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ise bayan okçumuz Natalia Nasaridze, iki dünya rekoru kırarak bronz madalya kazanmıştır. Nisan ayında ABD’de düzenlenen Uluslar arası Okçuluk Kupası’nda, bayan milli takımımız 14 takım arasından şampiyon olmayı başarmıştır.


Okçuluğun Gelişimi

Yapılan Arkeolojik araştırmalar, Mısır’da milattan önce 5000 yılında okun avlanma sırasında kullanıldığını ortaya çıkarmakta ise de tarihçilerin bu konu ile ilgili tahmini milattan önce 25 bin yıl önceye kadar dayandığını gösteriyor. Milattan önce 1500 yılında ise Asurların yayı daha geliştirip atıcıya daha fazla kolaylık sağlayan bir model oluşturdukları biliniyor. 1900 yılında olimpiyat sporu olarak kabul edilen okçuluk, ateşli silahlar ile yapılan atıcılığın gölgesinde kalmıştır. Yeni yükselen spor olan atıcılık, okçuluğu 1920 yılından 1972 yılına kadar gölgesinde bırakmış; bu spor 52 yıl olimpiyatlarda yer almamıştır.

Oldukça basit ve açık kuralları olan okçuluk sporunun temel kuralı atış yapmak için okçunun ayakta olmasıdır. Ama bu kural 1984 yılında Yeni Zellandalı Neroli Fairhall’a uygulanmamıştır. Çünkü Neroli Atışlarını tekerlekli sandalyesinden yapmak durumunda kalmış ve o turnuvada 35’inci olmasına rağmen gönülleri fethetmişti.

Bu sporda amaç, 1.22 metrelik çapındaki hedefi tam ortasından vurmak. Merkeze doğru giderek daralan 10 çember vardır. Merkezdeki çemberin değeri 10 puanken dışarıya doğru puanlar birer-birer küçülür. Eğer atılan ok iki puanı belirleyen çizgilere isabet etmişse daha yüksek olan puan atıcının hanesine yazılır. Beraberlik durumunda ise hakemler merkeze en yakın atışı birinci seçerler. Eğer atış hedef tahtasına çarpıp dışarı çıkarsa veya deler geçerse hakemlerin de onayı ile okun temas ettiği yer puan olarak kabul edilir.

1.22 m. çapındaki hedef ile atışı yapan sporcular arasındaki mesafe 70 metredir.
Erkeklerde yayın ağırlığı 22 kg civarında iken bayanlar kategorisinde 15 kg.dır. Genelde yayın tellerinin yapımında hidrokarbon ve çelik karışımdan oluşan bir madde kullanılır. Oklar için ise 11 mm çapını geçmeme zorunluluğu vardır. Okçular, kendilerini korumak için özel korunma gereçleri takabildikleri (parmaklık, gözlük ve eldiven vs) gibi, hakemlerin onayını aldıktan sonra kendi oklarını da kullanabilirler.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://siirtutkunuyum.eniyiforum.net
 
Cumhuriyet Döneminde Türk Okçuluğu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Şiir Tutkunuyum :: Milli Bölüm :: Milli Sporlarımız-
Buraya geçin: